Thursday, 12 April 2012

İstanbul At Meydanı

İstanbul Sultanahmet'te bulunan At Meydanı'nın tarihçesi bin yıllara dayansa da atlı okçuluk ve Osmanlı savaş talimi merakımızdan dolayı tabiiki fetihten sonraki yıllar ile ilgileniyoruz. At Meydanı Osmanlı zamanında sayısız gösterilere ev sahipliği yapmış. Bunu hem yazılı kaynaklardan okuyoruz hem Osmanlı minyatürlerinden görüyoruz.

Google maps ile meydanı ölçtüğümüzde 300 metre uzunluk ve 50 metre genişlik gibi veriler elde ediyoruz.

View Larger Map

Tabi bu meydan ve üstünde yapılan merasimler böyle önemli olunca tarihte yabancı ressamların da ilgisini çekmiş:
Jean Baptise Vanmour 1720-1737:  'At Meydanından geçen Sadrazam'

Anonim Rum ressam - 1809

Thomas Allom - Atmeydanını gösteren 1840'larda yapılan gravür

Bir Fransız'ın (Frith Francis) objektifinden 1850'lerde At Meydanı

Bu bulabildiğim en eski fotoğraf. 1850'lerde çekilmiş. Meydan daha toprak. İlginç olan baya taşlı olması (yanılmıyorsam tabi). Göze çarpan diğer şey ise zamanla meydana taşlar döşenmiş ve bu zamanla kat kat meydanın seviyesinin yükselmesine neden olmuş. Öyle ki bugün bu sütunu bu fotoğraf ile karşılaştırdığımızda seviye farkının birkaç metre olduğunu anlıyoruz.


1920'den bir başka fotoğraf. Tarihi dokunun hala bozulmadığını görüyoruz. Zemin hala toprak.

Dikilitaşlar
Meydanın ortasında üç tane dikilitaş vardır, 'Örme Dikilitaş', Mısır'dan getirilen Obelisk ve Yılanlı Sütun. Yılanlı Sütun ilginçtir. M.Ö.479 yılında yapılmış. Yılanların başı 17yy'da daha minyatürlerde görünürken ondan sonraki dönemlerde kayıptır.









Yılanlı sütun solda ve bugün İstanbul Arkeoloji müzesinde bulunan yılanlı sütunundan bir yılan başı parçası

Yılanlı sütunun başları büyük bir ihtimal ile talimlerde hasar görüp kırılmıştır. Buna bir örnek Fatih Sultan Mehmet'in şeşper taliminde görüldüğü bir minyatür. Atının hızını da katarak bütün gücüyle şeşperini fırlatmış görünüyor. Kimbilir daha ne ok, cirit ve benzeri savaş aletleri isabet etmiştir..

Fatih Sultan Mehmet'in şeşper talimi


Bir hayal
Bu arada benim bir hayalim var, inşallah ileride gerçekleşir. Farzedin ki şu anki Atmeydanı'na atlar için zemin ve pist hazırlanıyor. Sağa ve sola ok ve kılıç için hedefler ayrı yerleştiriyoruz. Ortaya da uzun bir direk dikiyoruz ve ucuna pirinçten yuvarlak bir top yerleştiriyoruz. 10 atlı okçu olarak meydana çıkıyoruz. Eğerler, üzengiler, ince işlemeli yaldızlı sağrı örtüsünden atın demir başlığına kadar atları en güzel şekilde ve müze örneklerine uygun şekilde süslüyoruz. Kendimiz de rengarenk kaftan, sarık ve devekuşu tüyü, solumuzda kınında duran kılıç ve belimizde sadak ve tirkeşte duran oklar ve yayımız ile atlara uyum sağlıyoruz. Biraz ısındıktan sonra parkura atı dörtnala sürerek tek geçişte hem ok atıp hem kılıç ile hedefleri vuruyoruz. Sonra Lahanacılar ve Bamyacılar diye iki gruba ayrılıyoruz. Lahanacı ve Bamyacı Osmanlı'da bugünün Fenerbahçe ve Galatasaray gibi iki takımdır. Bu Lahanacı veya Bamyacı diye takım tutmak ciritten okçuluğa birçok sporda kendini göstermiştir. Son sürat atları sürüp direğin tepesindeki kabak hedefini vuruyoruz. Bu çekişmeli mücadeleden sonra kazanan takım belirleniyor ve hediyesini alıyor...
Bu hayali gözünüzün önünüzde canlandırırken son resmimi sizinle paylaşıp yazıyı bitiriyorum..

Trinity College, Cambridge Yzm O.17.2 1574
(Yabancı ressam - Resme bakıldığında ressam muhtemelen kendisi atmeydanında bulunmamış ama oraya gitmiş birinin anlatımlarıyla bu resmi meydana getirmiş)

Gökmen

No comments:

Post a comment