Sunday, 31 October 2010

Atlı okçuluk kampı Zurawiejki-Polonya Haziran 2010

3-6 Haziran arası Polonya'daki 'Zurawiejkiatlı okçuluk etkinliğine katıldım.
Websitesi: http://www.lucznictwokonne.pl
Buraya aslında Hilmi Arıç ile beraber gidecektik, son anda bürokrasi kurbanı oldu ve pasaportu yetişmeyince gelemedi. 
Resimler burada:
Galeri 1  Galeri 2   Galeri 3

Videolar:

http://www.youtube.com/watch?v=SG5EWC_zQiY

http://www.youtube.com/watch?v=Q5B4CSqAFVw
İlkönce moğol çadırı kuruldu, belli bir sisteme göre kurulması gerekiyordu ve kolay değildi.
Ya atlar ya biz yorulana kadar attık, o açıdan bu etkinliğin antrenman değeri çok yüksekti. Müsabaka değildi, bilerek yapmıyorlar. Birdahaki sefere güzel bir ekip olarak gideriz inşallah. At binmeyenlerde geldi bu arada, onlarda bol bol ok attı (2011 için söylüyorum). 2 at çok iyi ve hızlıydı, diğer atlar daha çok yeni başlayanlar içindi, sağolsunlar en iyi atı bana verdiler. Atın güzelliğine bakın, bu atın soyunda Polonya, İngiliz ve Arap ırklarının kanı varmış.
Eyerlere dikkat edin, kullandıkları eyerler 2. dünya savaşı Polonya askeri eyerleri, bizim Asya tipi eyerlerden esinlenmişler. Atlı okçuluk için de çok müsait. İlk fotoğraftaki eyer ikinci dünya savaşından önceki dönemden kalma tarihi eyer. Çok iyi bakılmış ve hala hergün kullanılıyor.

Bu resimde Polonya eyerinin ön ve arka tarafının (kaşlar) yüksekliği daha iyi belli oluyor
90m atlı okçuluk parkuru kuruldu, genelde Kore ve Macar hedeflerine atıldı. Ormana gittik yine bir parkur kurdular ama düz değildi, bu daha zordu, at bazen aniden sağa sola ormana sapabiliyordu. 


Arkadaşlar büyük bir jest yaptı 8m direk buldular ucuna hedef yerleştirdiler ve zevkle kabak attık hepberaber. Kabak atışını detaylı anlattım, atın boynuna nasıl yatılacağını gösterdim. Güzel olan bir fikir şu, bir rulo sayesinde hedefi ip ile aşağıya indirerek okları alıp yine iple tepeye çektiler. Kabak atışlarından kareler:





İki yenilik oldu, birincisi kabak hedefine hem sağdan hem soldan attım. Direk sağındayken daha zor, atın boynunun sol tarafına yatıyorsun, dirseğin atın sol tarafında aşağıya bakıyor, sonra bu durumda atın sağ tarafındaki kabağa dönüp yukarıya doğru atış yapıyorsun (Sultan 2nci Murat'ın meşhur minyatüründeki gibi). 


İkincisi kıgaç attım, atın hemen sol altında bir hedefe, bunu atı vurmadan yapabilmek için de 'jarmaki' dedikleri tekniği kullandım. Sağ kolunu ensenin üstünden geçirerek kirişi çekiyorsun, bu şekilde okun açısı farklı oluyor ve ata zarar vermeden direk dibindeki hedefi vurabiliyorsun. 


Polonya 17. yy süvarileri Osmanlı/Tatar modelini seçmiş ve ok, yay, eğri kılıcı kullanmış. O açıdan Polonyalı arkadaşlarla hayli bir bilgi alışverişinde bulunduk. Daha birsürü şahsi koleksiyonlarda Osmanlı ganimetleri var bunlara kolay ulaşıp inceleme fırsatları oluyormuş. Örn. hepsinin tirkeşleri çok iyi örneğe göre yapılmış ve bağlanış biçimi de aslı gibi. Veya Türk (Polonya) kalkanının nasıl kullanıldığını biliyormuydunuz? Kalkanın iç tarafındaki iplerin nasıl çalıştığına iyi bakın. 


http://www.youtube.com/watch?v=z7iffirpxYs
O savaş kalkanını aslına uygun olarak yaptılar ve yapımı 1 sene sürmüş.

Ünlü kılıç ustası Andrzej Kalinski geldi iki gün ders verdi, benim için çok faydalı oldu. Bu etkinlikten sonrada öğrendiklerimim tekrar etmeye ve geliştirmeye çalıştım. 





Polonya'ya gidipde meşhur karabela kılıcını görmemek olmaz, Polonyalı atlı okçulardan Norbert karabelası:


Arkadaşlar süngü ve kılıç ile süvari gösterisi yaptılar sonra ben de katıldım dörtnalda lahanayı ortadan kestik.

Kılıç talimi, tahta kılıçlarla yapıldı, sonra yumuşak antrenman kılıçlarıyla at üstünde dövüştük, belki en zevkli şeylerden biriydi. Buradan izleyebilirsiniz: http://www.youtube.com/watch?v=0apyLQo43Rs



Komik birşey daha, videonun ikinci bölümünde göreceksiniz 92 libre yayımla farklı antrenman şekilleri gösterdim, sonra çile ve baş kısmı arasına kağıt para sıkıştırdık, anca tam çekişe geçince çile ve baş ayrılıp para düşecekti. 1 kişi hariç kimse tam çekişe geçemedi. Ama para u şeklini alıp çileye takıldı, bende de sonra tam çekişe rağmen düşmedi. Ama birdahaki sefere nasıl koyacağımı öğrendim :)
Organizatörlerden Michal Japon yayı da kullanıyormuş, bana biraz gösterdi:



Sipahi bayrağı ile dörtnalda geçişler de yaptım zevkine:



Sonunda Türk atlı okçuluğu hakkında sunum yaptım, konuştuk, fikir ve tecrübe alışverişinde bulunduk. Bilhassa Warşowa ve Krakow şehirlerinde birsürü Osmanlı ganimetleri bulunuyormuş, çoğu 2. Viyana kuşatmasından kalma.

Son olarak şahsi bir izlenimimi aktarayım size, farklı etkinliklerde farklı yabancı insanlarla görüşüyorum, hiçbiri Osmanlı'yı iyi tanımıyor, hatta Türklerin Arap olmadığını anlatmak zorunda kalıyorum. Polonyalılar farklı, onlar Osmanlı'yı çok iyi biliyorlar ve saygı gösteriyorlar.


Gökmen
gokmenaltinkulp@gmail.com

No comments:

Post a comment